8 Haziran 2008 Pazar

Hızlı Yarışçı


ÖZET:
Pistte fırtına gibi giden, yarış öncesinde, sırasında ve sonrasında toz attıran Speed Racer (Emile Hirsch) direksiyon başında doğal bir yetenektir. Yarış arabalarının içinde doğan Speed, saldırgan, içgüdüleriyle hareket eden, en önemlisi de korkusuz biridir. Onun tek gerçek rakibi idol olarak gördüğü ağabeyinin anısıdır. Speed efsanevi bir yarışçı olan ağabeyi Rex Racer’ın bir yarış sırasında ölümünün ardından kalan boşluğu doldurmak istemektedir.Speed, babasının öncülük ettiği aile mesleği olan yarışçılığa sadıktır. Babası Pops Racer (John Goodman), aynı zamanda Speed’in kullandığı, rüzgar gibi giden Mach 5’in de tasarımcısıdır. Speed, Royalton Industries’den gelen cömert ve cazip teklifi geri çevirince, şirketin hasta ruhlu sahibini (Roger Allam) öfkelendirmekle kalmaz, korkunç bir sırrı da öğrenir: Büyük yarışlardan bazılarında, kazançlarını arttırmak için en iyi yarışçıları avuçlarına alan nüfuzlu iş adamları tarafından şike yapılmaktadır. Eğer Speed, Royalton adına yarışmayacaksa, Royalton, Mach 5’in bir daha finiş çizgisi görememesi için ne gerekirse yapacaktır.Speed için aile mesleğini ve sevdiği bu sporu kurtarmanın tek yolu Royalton’ı kendi oyununda yenmektir. Ailesinin ve sadık kız arkadaşı Trixie’nin (Christina Ricci) desteğiyle, Speed bir zamanlar rakibi olan gizemli Racer X’le (Matthew Fox) işbirliği yapar. Amacı, ağabeyinin canını alan, ölüme meydan okuyan, “Crucible” adlı cross-country rallisini kazanmaktır.

Mistik Olay



ÖZET:

Görünen bir uyarı olmadan ortaya çıktı. Birdenbire nereden geldiği belli olmadan. Bir kaç dakika içinde Amerika’nın bir çok şehrinde sebebi açıklanamayan, kanınızı donduracak garip ölümler meydana gelmeye başladı. İnsan davranışlarındaki bu garip değişikliğe neyin sebep olduğu bilinmiyor. Yeni bir terrorist saldırı mı? Yapılan yüksek teknolojik deneylerde ters giden bir şeyler mi oldu? Bir tür şeytani toksik silah mı? Yoksa kontrolden çıkan bir virus mü? Hava yolu ile mi yoksa suyla mı bulaşıyor? … ve nasıl?

AÇIKLAMA:

kan görülmeyen süper bir gerilim filmi. fragmanını izlerken bile tuaf hislere kapılıyorsunuz. düşünsenize bir kere görmediğiniz, duymadığınız, hatta hissetmediğiniz bir düşman sinsice sizi öldürüyor. ve ölümler ilerlerken siz sadece kaçabiliyorsunuz. ama kaçtığınız yön doğrumu bilmiyorsunuz. ölümden kaçılmaz ama sebebi bilinmeyen ölümden korkulur.

İkinci Nefes


ÖZET:
Dünyanın Bütün Sabahları’nın saygın yönetmeni, Jean-Pierre Melville’in 1966’da aynı isimle filme çektiği romanı yeniden uyarlayarak, ‘bugünün gözleriyle, bugünün en iyi oyuncuları, görüntüleri ve kendi kuşkularımız ve ümitlerimizle’ kara film türüne dönüş yapıyor. 1958’de geçen hikâye, hapishaneden yeni kaçmış meşhur gangster Gu’yu takip ediyor. Bütün Fransız polis teşkilatı adamın peşinde. Sevdiği kadın Manouche’la beraber ülkeyi terk etmeden önce para bulmak için son bir iş yapması gerekiyor. Başarılı da oluyor, fakat polislerin çevirdikleri dolap sonucunda kendi suç ortakları onu bir hain gibi görüyorlar. Gu, bundan sonra şerefini temizlemek için ne gerekiyorsa yapacak.

Yetimhane


ÖZET:
Evlat edinilen Laura, büyüdüğü yetimhaneden yedi yaşında ayrılır. Yıllar sonra kocası ile binayı elden geçirmek ve burayı sakat çocuklar için bir bakım evi haline getirmek için yetimhaneye geri dönerler.
Ancak bu dönüşün hasta oğulları Simon üzerinde tuhaf etkileri olur. Simon, sürekli garip bir yaratığın resimlerini çizmektedir. Bu resimler, Laura’da kendi çocukluğuna dair bir şeyler uyandırmaktadır. Simon, kısa bir süre ortadan kaybolur. Laura, önce polisin ardından da bir medyumun yardımı ile oğlunu aramaya başlar. Laura, oğlu Simon ile kendi kaderinin 30 yıl önce bu binada kalan yetim çocuklarla kesiştiğini fark edecektir.
AÇIKLAMA:
gerçekten güzel bir film hayatta yapılan yanlışlar er geç yakanıza yapışır ve gerçek anne doğuran mı yoksa büyüten midir sorusuna güzel bir yanıt veriyor.ayrıca çocukları ne olursa olsun dinlemek gerektiğini aksi taktirde söylediklerini dinlemediğiniz için çok pişman olabileceğinizi anlatan bir film.ayrıca sonu da çok orjinal .izlenilmesini tavsiye ederim.

88 Dakika



ÖZET:
Seattle’da mahkeme için çalışan çok ünlü bir psikiyatrist ve kolej profesörü Jack Gram, bir seri katil olan Jon Foster’in ölüm cezasına çaptırılması konusunda jüriyi etkileyen, mahkumiyetinden sorumlu bir kişi konumundadır. Seri katil, Jon Foster, Jack Gramm’ı kendisiyle ilgili manipülasyon yapmakla, bir şahidi ve şahidin kız kardeşini ona karşı ifade verme konusunda kandırmakla suçlar.

Jon’un cezasının infazı öncesi akşam saatlerinde Jack’e bir telefon gelir. Telefonda cinayeti çözmesi için sadece 88 dakikası olduğu söylenmektedir. Bu mesajı veren kişi kadınları Jon Foster gibi öldürmektedir. Jack, eski karısı, FBI ajanı Shelly Barnes, arkadaşı Frank Parks ve asistanı Kim Cummings ile bir üniversitenin kampusu içinde bu problemli öğrenci ile bu öğrencinin öldürmeyi planladığı kadını bulmaya çalışır.


AÇIKLAMA:
senaryo, kurgu, teknik ve anlatımıyla resmen beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. seri katilin, filmin en başından belli olduğu, gereksiz ve çok basit şaşırtmacalarla seyircinin yanlış adreslere yönlendirilmeye çalışıldığı, 88 dakikanın (filmin aksiyon olduğunu göz önüne alalım lütfen) çok yavaş ilerlediği gayet amatörce bir film olmuş. filmin bütçesini ve oyuncuları gözönüne aldığımızda bu mudur dediğimiz, afişiyle, oyuncularıyla tamamen kandırmaca bir filmde al pacino neden yer almış anlaşılır gibi değil. nerde o bakışıyla, duruşuyla, yürüyüşüyle, karizmasıyla tanıdığımız bildiğimiz al pacino, nerde bu filmde izlemek zorunda kaldığımız durgun ve yorgun al pacino?

Parlak Zeka


ÖZET:

Üstün zekâsıyla çarpıcı teoriler geliştiren üniversite öğrencisi Bickford Shmeckler (Patrick Fugit)’in yazdığı kitap okulun popüler kızı Sarah (Olivia Wilde) tarafından çalınınca, dünyası başına yıkılır.
Sosyal yaşamında insanlarla iletişim kurmakta zorlanan Bickford, kitabını geri alabilmek için dış dünyaya açılmaya karar verir...

6 Haziran 2008 Cuma

PLAJDA


Konusu:Çocuk tiyatrosunda oyunculuk yapan Ali (Sarp Apak) ve Can (
Gürgen Öz) aynı evde yaşayan ve geçim sıkıntısı çeken iki kankadır. En büyük
hayalleri iyi birer oyuncu olup sinema filmlerinde yer almaktır. Ama
piyasada tek tanıdıkları kişi casting işleri yapan menajerleri Ceyda (Tuğçe
Ersoy) 'dır. Ali ve Can günün birinde davetli olmadıkları bir film tanıtım
partisine giderler. Amaçları 'Plajda' isminde bir gençlik filmi çeken ünlü
yönetmen Kemal Engin'e kendilerini göstermektir. Ama filmdeki tüm roller
ayarlanmıştır ve sadece iki çirkin kadın oyuncuya ihitiyaç vardır.
Aradıklarını bulamayan ikili parti çıkışı otoparkta bir anda mafya
hesaplaşmasının ortasına düşerler. Paçayı zor da olsa sıyıran Ali ve Can eve
gelince çatışmanın TV haberlerine konu olduğunu görürler. Hem polis hem de
mafya görgü tanığı ikiliyi aramaktadır.


Menajerlerine yakarıp yalvaran ikili kadın kılığına girerek film
ekibine dahil olurlar. Çılgın yönetmen onları görünce bu enteresan kızlara
bayılır. Bu arada filmin başrol oyuncusu Zeynep Nehir' (Tuba Ünsal) le
tanışan Can ona aşık olur. Kadın kılığıyla Zeynep'in kankası haline gelen
Can, ondan aldığı bilgilerden yararlanarak erkek kılığında güzel oyuncunun
kalbini fetheder. Bir yandan filmin çekimleri devam ederken bir yandan da
mafya çekimin yapıldığı otele gelir. Ve işler tamamen karışıp birbirine
girer...Çocuk tiyatrosunda oyunculuk yapan Ali (Sarp Apak) ve Can ( Gürgen
Öz) aynı evde yaşayan ve geçim sıkıntısı çeken iki kankadır. En büyük
hayalleri iyi birer oyuncu olup sinema filmlerinde yer almaktır. Ama
piyasada tek tanıdıkları kişi casting işleri yapan menajerleri Ceyda (Tuğçe
Ersoy) 'dır. Ali ve Can günün birinde davetli olmadıkları bir film tanıtım
partisine giderler. Amaçları 'Plajda' isminde bir gençlik filmi çeken ünlü
yönetmen Kemal Engin'e kendilerini göstermektir. Ama filmdeki tüm roller
ayarlanmıştır ve sadece iki çirkin kadın oyuncuya ihitiyaç vardır.
Aradıklarını bulamayan ikili parti çıkışı otoparkta bir anda mafya
hesaplaşmasının ortasına düşerler. Paçayı zor da olsa sıyıran Ali ve Can eve
gelince çatışmanın TV haberlerine konu olduğunu görürler. Hem polis hem de
mafya görgü tanığı ikiliyi aramaktadır. Menajerlerine yakarıp yalvaran ikili
kadın kılığına girerek film ekibine dahil olurlar. Çılgın yönetmen onları
görünce bu enteresan kızlara bayılır. Bu arada filmin başrol oyuncusu Zeynep
Nehir' (Tuba Ünsal) le tanışan Can ona aşık olur. Kadın kılığıyla Zeynep'in
kankası haline gelen Can, ondan aldığı bilgilerden yararlanarak erkek
kılığında güzel oyuncunun kalbini fetheder. Bir yandan filmin çekimleri
devam ederken bir yandan da mafya çekimin yapıldığı otele gelir. Ve işler
tamamen karışıp birbirine girer...

Template by - Abdul Munir | Daya Earth Blogger Template